Bruno Catalano’nun eksik heykelleri üzerinden, modern çağda öğrencilerimizin yaşadığı içsel gurbeti ve eğitimcilerin onlara nasıl sıla olabileceğini inceliyoruz.
Eksik Heykeller: Sınıflarımızdaki İçsel Gurbet
Bruno Catalano’nun eksik heykelleri üzerinden, modern çağda öğrencilerimizin yaşadığı içsel gurbeti ve eğitimcilerin onlara nasıl sıla olabileceğini inceliyoruz.
"Sevdiğine uzak olan her yer, gurbettir." Bir eğitimci olarak okul koridorlarında yürürken, zillerin sesi arasında yüzlerine baktığım gençlerde çoğu zaman bu cümlenin yankısını duyuyorum. Bruno Catalano’nun o sarsıcı "Gurbette yok olup gitmek" adlı eserine her baktığımda aklıma sadece göçmenler değil, içsel sürgün yaşayan eksik heykeller geliyor. Çünkü modern çağın gürültüsü içinde, kendi dünyasında yalnızlaşan öğrencilerimiz de tam olarak bu figürlere benziyor.

Sıralarımızdaki Görünmez Boşluklar
Catalano'nun eserindeki o devasa boşluk; gövdesi rüzgâra karışmış, bir kısmı silinmiş ama yürümeye devam eden figürler bugünün gençliğini sarsıcı biçimde özetliyor. Sınıflarımızda fiziken yanımızda oturan ama zihnen ve ruhen bizden çok uzaklarda, kendi gurbetlerinde kaybolmuş gençlerimiz var. Aidiyet eksikliği, gelecek kaygısı ve anlaşılamama hissi, onların da gövdelerinde tıpkı o eksik heykeller gibi büyük boşluklar açıyor. Varlıkları tam görünse de içsel bütünlükleri rüzgârda dağılıyor.
Ağır Bir Valiz: Gençlerin Taşıdığı Yükler
Peki, bir lise öğrencisinin sımsıkı tuttuğu o ağır valizin içinde ne var? O valiz; sınav stresleriyle, ailevi beklentilerle, akran zorbalıklarıyla ve dijital yalnızlıkla dolu. Geleceğin belirsizliği, taşıdıkları bu görünmez yükü her geçen gün biraz daha ağırlaştırıyor. Ancak ne pahasına olursa olsun o valizi bırakmıyorlar, çünkü o çantanın içinde henüz yazılmamış hikayeleri ve potansiyelleri de saklı.
Okul Sadece Bina Değil, Bir "Sıla" Olmalı
Biz eğitimcilerin asıl görevi, sadece müfredatı işleyip o valizin içine birkaç formül daha eklemek değildir. Asıl mesele, öğrencimizin gövdesindeki o rüzgârlı boşluğu görebilmek, onların içsel gurbetlerine yoldaşlık etmektir. Bazen sadece gözlerinin içine bakıp "Seni anlıyorum" dediğimizde, o eksik parçaların yavaş yavaş tamamlandığına şahit oluruz. Okul gazetesinde bir başarıyı kutladığımızda ya da bir projede alan açtığımızda, kendi köklerini yeniden inşa etmelerini sağlarız.
Eğitimcinin Görünmez Keskisi
Gençlerimize sadece bir okul değil, kendilerini güvende hissedecekleri bir "sıla" olabilmeliyiz. Anlaşıldığını hisseden, fikirlerine değer verilen hiçbir genç kendi içinde gurbette yitip gitmez. O eksik heykelleri, dimdik duran ve geleceğe umutla yürüyen bireylere dönüştürmek bizim elimizdedir. Bu da ancak sabırla, görünmez bir heykeltıraş titizliğiyle ve eğitime duyduğumuz sevgiyle mümkündür.