Çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Dünyanın karmaşasından henüz habersiz, her şeyin siyah veya beyaz olduğu o saf yıllarda bu cümle,
Hayatın Sınavında "Mutlu" Kalabilmek
Çocukken annem bana hep hayatın anahtarının mutluluk olduğunu anlatırdı. Dünyanın karmaşasından henüz habersiz, her şeyin siyah veya beyaz olduğu o saf yıllarda bu cümle, zihnime kazınan en büyük rehberdi. Ne zaman ki okula adım attık, o büyük masanın etrafındaki yetişkinler bizi kendi kalıplarına sığdırmaya çalıştı.
Sınav kâğıtlarında, rehberlik servislerinin formlarında hep aynı ezbere soru karşımıza çıkardı: “Büyüyünce ne olmak istiyorsun?”
Kimi doktor, kimi mühendis, kimi avukat olmak isterdi. Ben ise o kâğıda ve o kafesteki insanlara bakarak hiç düşünmeden tek bir cevap yazardım: “Mutlu olmak istiyorum.”
Cevabımı okuduklarında yüzlerinde oluşan o küçümser ifadeyi, milattan kalma kurallarıyla gülümseyen o yetişkin bilmişliğini hâlâ hatırlarım. Bana dönüp, soruyu anlamadığımı söylediler. Ben de içimden ya da belki sesli bir şekilde, onlara hayatı anlamadıklarını söyledim. John Lennon’ın yıllar önce o devasa farkındalıkla dile getirdiği gibi: Aslında onlar hayatı hiç anlamamışlardı.
Sistem; bizi birer unvana, birer mesleğe, birer istatistiğe dönüştürmek için tasarlanmıştır. İlkokuldan üniversiteye kadar her basamakta bize "ne" olmamız gerektiği öğretilir; fakat kim olmamız, ruhumuzun nerede huzur bulacağı asla müfredata girmez. Bize notlar biçilir, hedefler dayatılır, yarışlar koşturulur. Koşarız da... Ta ki nefessiz kalıp, o bitiş çizgisinde elimizde tuttuğumuz unvanlarla aslında ne kadar yalnız ve yorgun olduğumuzu fark edene kadar.
Oysa hayat, üzerine kurulacak kariyer planlarından çok daha fazlasıdır. Bir sabah uyandığınızda gökyüzüne bakabilmek, sevdiğiniz bir şarkıyı mırıldanabilmek, bir çocuğun saf gülüşüne eşlik edebilmek ya da sadece kendi iç sesinizle barış içinde yaşayabilmektir aslolan.
Bugün dönüp arkama baktığımda, o günkü çocuk halime hak veriyorum. Yetişkinlerin karmaşık dünyası, başarıyı ve parayı mutluluğun ön koşulu sanarak büyük bir yanılgı içinde dönüp duruyor. Hayatın sınavında asıl kalması gerekenler sınıfta kalırken, unvan peşinde koşanlar hayatın kendisini kaçırıyor.
Siz de o çarkın dişlileri arasında kaybolmadan önce kendinize şu soruyu sordunuz mu hiç:
Hayatın sınavında gerçekten ne olmak istiyorsunuz?