Ben bu dünyada iki şeyi çok iyi bilirim: biri gazetecilik, diğeri masa tenisi. İkisinin de ortak bir kuralı var: topu kimin servis attığını unutursan

Yozgatlı Mehmet'i Kim "Adam" Etti?
Ben bu dünyada iki şeyi çok iyi bilirim: biri gazetecilik, diğeri masa tenisi. İkisinin de ortak bir kuralı var: topu kimin servis attığını unutursan oyunun hikâyesini yanlış anlatırsın. Masa tenisinde ilk vuruşu atanı herkes görür, ama maçı kazandıran çoğu zaman o servisi mümkün kılan, masanın öbür ucunda duran adamdır. Gazetecilikte de öyle. Alkışı toplayanı değil, o alkışın zeminini kimin hazırladığını sorarsın.
Bu yüzden Mehmet Şahin'in hikâyesine bakarken aklıma hep o servisi atan el geliyor.
Alanya'da Mehmet Şahin'in adını bilmeyen azdır. Peki bu adamı o makamlara taşıyan eli kim hatırlıyor? Ben hatırlamak istiyorum, çünkü bana anlatılanlarda o isim hep aynıydı: Muharrem Eryörük.
Şahin'in ilk yılları herkesin bildiği gibi. Halde kasa çakmış, sanayide çalışmış, kışın yurt dışına gidip lahana toplamış. Emeğiyle yola çıkan bir genç. Ama emek tek başına kimseyi tekne işletmeciliğine, oradan da büyük ticarete taşımaz. Anlatılanlara göre taşıyan, Eryörük'ün hem parası hem güveniydi. Ben bu hikâyede Mehmet Şahin'i adam eden kişinin Muharrem Eryörük olduğunu düşünüyorum.
Bana anlatıldığına göre Şahin bunu unutmamış da. Oğluna Muharrem adını koymuş. İnsan borcunu bilmezse oğluna o ismi vermez. Ne var ki aynı adamın, adını evladına verdiği insanla ortaklığı kavgayla bitmiş. Para ve hesap meselesinde yolları ayrılmış, kimin ne koyup ne aldığı konusunda iki taraf bir türlü anlaşamamış.
Keşke yalnızca bir ortaklık olsaydı. Sonra Musa Özdemir ve ailesiyle bir otel ortaklığı gelir. O da bitmiştir. Sonra Çavuşoğlu ailesiyle 2014'te başlayan ortaklık gelir. Şahin'in avukatları bunu kamuya açık açıklamalarında kabul etti. Aynı açıklamada, ticari ilişkilerden doğan hukuki süreçlerle ilgili iddiaları da reddettiler. Elimde sözleşme, hesap dökümü yok, o yüzden kimin haklı olduğuna hüküm vermeyeceğim. Ama şunu söylemek zorundayım: kurduğu ortaklıkların hiçbiri kavgasız bitmedi. Biri olsa tesadüf derdim, hepsi olunca tesadüf demek zorlaşıyor.
Saymaya kalksam liste daha da uzar. Serdar Uygun, Hasan Erdoğan, Barış Köseoğlu ve Enver Özmüftüoğlu'nun adları da geçti. Mehmet Şahin'in hayat hikâyesinde bu dört ismin de basamak olarak kullanıldığı söylenen olaylar var. Hangisi hangisiydi, kim ne yaşadı, tek tek saymak isterdim. Ama yazmak istemedim. Bu satırlar, o hikâyelerin hepsinin burada anlatılmadığını bilmeniz için.
Bu arada Şahin 2013'ten 2022'ye kadar Alanya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı yaptı, 2024'te İYİ Parti'nin Alanya adayı oldu ve seçimi kazanamadı. Ağustos 2026'da avukatlarının açıklamasıyla, gayrimenkulleri ve hesapları hakkında bir soruşturmada tedbir kararı verildiğini öğrendik. Avukatlar kararı hukuka aykırı buluyor. Tedbir kararı suçluluk anlamına gelmez, bunu da yazmadan geçmeyeceğim.
Aydın Çavuşoğlu
Bu yazıda en çok zorlandığım yer burası. Aydın Çavuşoğlu genç yaşta aramızdan ayrıldı. Onu tanıyanlar bir iyilikten, bir yumuşak huydan, insanın yüzüne bakıp konuşmasından bahsederler. Bunu ben söylemiyorum, onu bilenler söylüyor. Bir insanın ardından en güzel söz, "iyi biriydi" diyebilmektir. Aydın için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
Ölümünün nedenini ve sorumlusunu aramak, bilmediğim bir acının üstüne basmak olur. Bunu yapmayacağım. Sadece şunu söyleyeceğim: Gençti, iyiydi, çok erken gitti. Bir insanı böyle anmak yeter.
Geriye kalan
Mehmet Şahin'in hikâyesini anlatmak istiyorsak, tepede kimin durduğuna değil, o basamakları kimin taşıdığına bakmalıyız. Eryörük'ü, Özdemir ailesini, Çavuşoğlu'nu çıkarırsak geriye eksik bir başarı hikâyesi kalır.
Masa tenisinde ben hep karşı taraftaki oyuncuya bakarım: topu ona veren kim, diye. Eksik hikâyeyi sevmiyorum.
Sevgiyle ve MAP’la kalın.