Süleyman Hilmi Erdoğan kamuoyu önünde başkalarını suçladı, başkalarından hesap istedi. Şimdi sıra kendisinde.
ÇALMA ELİN KAPISINI, ÇALARLAR KAPINI!
Süleyman Hilmi Erdoğan kamuoyu önünde başkalarını suçladı, başkalarından hesap istedi. Şimdi sıra kendisinde. Villa iddiası ortada, 600 bin avro iddiası ortada, dubleks iddiası ortada. Atalarımız boşuna dememiş: Çalma elin kapısını, çalarlar kapını.
Mesele bu iddialarla da sınırlı değil. Erdoğan’a ait olduğu ileri sürülen X hesaplarının paylaşım geçmişinin 11 yıla yayıldığı belirtiliyor. Belediye çalışanlarından yöneticilere, kamu görevlilerinden özel kişilere kadar pek çok insanın hedef alındığı iddia ediliyor. Söz uçar, yazı kalır derler. Ekrana yazılan da uçmuyor.
Bir paylaşımın ardından geriye yalnızca birkaç cümle kalmaz. İnsanların adı, ailesi, işi ve itibarı kalır. Ateş düştüğü yeri yakar. Özel hayatı imayla tartışmaya açılan, suç işlediği öne sürülen, küçük düşürücü ifadelerle anılan insanlar o yükü ekranı kapatınca üzerlerinden atamaz. Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez.
Kamu adına soru sormak başka, insanları peş peşe suçlayıp zan altında bırakmak başkadır. Birincisi sorumluluk ister, ikincisi bir klavye. Başkalarından açıklama isteyen, kendisine soru gelince aynı açıklığı göstermek zorundadır. İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır demişler. Yalnızca başkasına işleyen ölçü, ölçü değildir.
O hâlde sorular teker teker ortaya konsun.
İlk iddia Tosmur Belediyesi dönemine uzanıyor. Erdoğan’ın, müteahhit H.Ö.’den yaptığı görevle bağlantılı olarak yaylada bahçeli, iki katlı bir villa edindiği ileri sürülüyor. Böyle bir villa var mı? Varsa nasıl edinildi?
İkinci iddia, müteahhit H.Y. ile ilişkili olduğu söylenen görüntüler. Bu görüntülerin Erdoğan’ın menfaat temin ettiği anları içerdiği öne sürülüyor. Böyle görüntüler var mı? Varsa neyi gösteriyor? Yoksa Erdoğan çıksın, bunu açıkça söylesin.
En ağır iddia ise Oba Mahallesi 251 ada 1 parsel sürecine ilişkin. İhbar dilekçesinde Erdoğan’a 600 bin avro tutarında menfaat sağlandığı, bir dubleksin eşi adına tescil edildiği ve bunların şikâyetin geri çekilmesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülüyor. Şikâyet gerçekten geri çekildi mi? Çekildiyse neden çekildi?
Kimsenin ev sahibi olmasıyla derdimiz yok. Sorulan şu: İddia edilen kazanımlarla kamu görevi ve şikâyet süreçleri arasında nasıl bir ilişki var?
Bunlar bugün için iddiadır, hükmü verecek olan da yargıdır. Ama sosyal medyada başkalarının hesabını soran biri, kendi hesabına ilişkin sorulardan kaçamaz. Camdan evi olan komşusuna taş atmaz. Hesap verme beklentisi yalnızca eleştirilen insanlar için geçerli değildir.
Bu köşenin meselesi kişisel husumet değil. İnsanların itibarını ilgilendiren suçlamalarda da kamu göreviyle bağlantılı menfaat iddialarında da aynı ölçüdür.
Süleyman Hilmi Erdoğan’ın cevabına yerimiz açık. Belgesi varsa belgesiyle gelsin, söyleyeceği varsa açık açık söylesin.
Çalma elin kapısını, çalarlar kapını. Kapı çalındı. Buyursun, açsın.
Seninle alakalı elime yeni ulaşan bilgilerden dolayı bir müddet daha önemli olduğunu düşündüğüm konularına odaklanma kararı aldım. Fazla detay veremeyeceğim. Bilmen gereken şu ki 3 yıl önce de uyardığım gibi başına gelenlerden sen sorumlusun.
Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle, sevgiyle ve MAP’la kalın.