Bizim Alanya’nın il olma meselesi, bir türlü tarihi konulamayan düğüne döndü. Niyet var, söz var, heyecan var… Davetiyeyi bastıracak gün yok

Ne zaman Ankara’dan “yeni iller” diye bir ses yükselse burada aynı muhabbet başlıyor:

“Bu defa tamam!”
“Alanya kesin il oluyor!”
“Plakamız da 82 olacakmış!”

Azizim, daha ortada doğmuş çocuk yok, biz nüfus cüzdanına hangi numarayı yazacağımızı tartışıyoruz.

Ben Alanya’nın il olmasını istiyorum. Hem de gönülden istiyorum. Bu şehrin bunu hak ettiğine inanıyorum. Fakat istemek başka, her açıklamadan sonra olmuş gibi sevinmek başka.

2017’de de umutlandık. 2023’te “100 il, 1000 ilçe” sözüyle yine heyecanlandık. Şimdi Devlet Bahçeli’nin 19 yeni il, 78 yeni ilçe önerisiyle aynı beklenti yeniden canlandı. Alanya’nın adının geçmesi elbette kıymetli.

Ama benim gözüm artık müjdenin başlığında değil, işin sonucunda.

Çünkü bu şehir, il olacağını duya duya il olma haberlerinin eskisini yenisinden ayıramaz hâle geldi.

Biraz da bunun yorgunluğu var üzerimizde.

Alanya’nın il olmayı hak ettiğini anlatmak için yalnızca nüfus cetvelini açmaya gerek yok.

Sabah trafiğine çıkın.
Yazın hastanenin kapısına bakın.
Mahallelerdeki altyapı yükünü görün.
Esnafın, çiftçinin, turizmcinin derdini dinleyin.

Bir şehrin ihtiyacı, tabelasında “ilçe” yazıyor diye küçülmüyor.

Yaz geldiğinde burada yaşayan da çoğalıyor, hizmet bekleyen de. Fakat yük büyürken imkân aynı hızla büyüyor mu?

İl olduğumuzda vatandaşın işi kolaylaşacaksa, yatırımlar ihtiyaca daha hızlı yetişecekse, Ankara’da sesimiz daha güçlü duyulacaksa elbette sonuna kadar desteklerim.

Ancak yeni makam odalarının sayısından önce vatandaşın kaç kapı dolaşacağını bilmek isterim.

Valilik tabelasının altında yine aynı bekleyiş olacaksa, yalnızca adresin başlığını değiştirmiş oluruz.

Bir de bu meselenin siyaset tarafı var.

Yeni iller kurulunca siyasi dengelerin, temsil hesaplarının değişmesi muhabbeti var. Siyasetçi elbette sandığı da düşünmek durumunda.

Benim itirazım, Alanya’nın ihtiyacının seçim hesabının gerisinde kalmasına.

Bu şehir yalnızca seçim yaklaşırken hatırlanacak bir oy deposu değil. Burada çocuk büyüten, dükkân açan, tarlasını işleyen, ay sonunu getirmeye çalışan insanlar yaşıyor.

Onların beklediği şey, bir sonraki konuşmada isimlerinin yeniden okunması değil; hayatlarının kolaylaşması.

Onun için Bahçeli’nin çıkışını önemsiyorum. Fakat desteğin ciddiyeti, bundan sonra atılacak adımlarla belli olacak.

Kim hangi sorumluluğu üstlenecek?
Nasıl bir düzenleme hazırlanacak?
Ne zaman sonuç alınması hedeflenecek?

Alanyalıya biraz da bunları anlatalım.

İşin henüz yeterince konuşmadığımız tarafları da var.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ile yürütülen hizmetler nasıl ayrılacak? Su ve kanalizasyon işleri nasıl düzenlenecek? Personel, bütçe, yatırımlar ne olacak?

Gazipaşa’nın adı geçiyor. Anamur’u, Sarıveliler’i konuşanlar var.

Haritada çizgiyi çekmek kolay. O çizginin içinde insanların hayatı, alışkanlığı, ulaşımı, ticareti var. Komşu ilçelerin insanına sormadan, hesabını yapmadan masa başında vilayet kurulmaz.

Biz ise bunlardan önce plakayı seçiyoruz.

82 olsun, 84 olsun…
Yeter ki vatandaşın işi yine seksen dört kapıya düşmesin!

Bana kalırsa Alanya’nın en büyük eksiği, bu isteği ortak ve ciddi bir dosyaya dönüştürememesi.

Belediyenin, ALTSO’nun, üniversitenin, turizmcinin ve siyasi partilerin aynı masada vereceği bir fotoğrafı görmek isterim. Ama yalnızca fotoğrafını değil, o masadan çıkan çalışmayı da.

Nüfusumuz burada.
Ekonomiye katkımız burada.
Yazın taşıdığımız hizmet yükü burada.
İhtiyacımız, önerimiz, hesabımız burada…

Ankara’nın önüne böyle bir dosya koyabilirsek sözümüzün ağırlığı da artar.

Bu meselede kimin kurdelesinin daha uzun olduğunun hesabına düşersek yine birbirimizi seyrederiz.

Öneri MHP’den geldi diye CHP uzak durursa, belediye CHP’de diye başkası elini çekerse, herkes önce kendi partisinin kazancını düşünürse Alanya’nın bekleyişi uzar.

Benim gönlümden geçen belli: Bu işin sonunda bir parti değil, Alanya kazansın.

Kimse hevesimizi kırdığımı düşünmesin.

Ben hevesimizin her seferinde aynı yerde bırakılmasına itiraz ediyorum.

“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz” demiş büyüklerimiz. İl olma meselesinde de artık biraz aynaya bakma zamanı.

Müjdeyi duyduk.
Şimdi adımını görelim.

Yoksa birkaç yıl sonra ben yine bu yazıyı yazarım, siz yine okursunuz.

Başlıktaki tarih değişir.
Alanya’nın bekleyişi değişmez.

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle sevgiyle ve MAP'la kalın.