ALTSO seçimleri boyunca yazdık, söyledik, sorduk. Kimi yazdıklarımızı beğendi, kimi kızdı. Birinin doğru bulduğuna diğeri itiraz etti. Olur…
Gazetecilik yapıyorsanız herkesin hoşuna gidecek cümleler kuramazsınız.
Ama bütün o tartışmaların içinde bizim dileğimiz belliydi:
Hep Alanya kazansın istedik.
Seçim öncesinde “Bırakın ALTSO’nun seçimini ALTSO üyeleri yapsın” diye yazdım. Üyelerin tercihine saygı duyulmasını, yarışın projeler üzerinden yürütülmesini istedim. Seçimin ardından yine aynı şehirde birbirimizin yüzüne bakacağımızı hatırlattım.
Sandıktan çıkan sonuç üzerine de “Kazanan Alanya Olsun” başlıklı yazımı yayımladım. Mustafa Tuna ve ekibini kutladım. Eray Erdem ve arkadaşlarının emeğini teslim ettim. Yeni dönem için başarı diledim.
Yazı orada duruyor.
Bugün de o dileğimin arkasındayım.
Ancak seçimden sonra bana aktarılan bir konuşma, üzerinde durmayı gerektiriyor.
Seçim ofisindeki konuşmalarla ilgili bana, Mustafa Tuna ve ekibi kastedilerek, “Anana rahmet okuyorlar” denildi.
O konuşmayı bizzat duymadım. Bana iletileni aktarıyorum. Kimin ne söylediğinin açıklığa kavuşmasını isterim. Yanlış aktarılmışsa düzeltilsin; Sayın Tuna’nın ve konunun muhataplarının açıklamasına da bu köşe açıktır.
Ben de bunun üzerine, “Ben de onların analarına rahmet okuyorum” diye mesaj ilettim.
Madem söz annelerimize kadar geldi, birkaç cümle de buradan kurayım.
Benim rahmetli anamın ALTSO seçimiyle ne ilgisi var?
Hangi yazımı yazdı, hangi sorumu sordu, hangi adayın karşısına çıktı?
Bir gazetecinin yazısına itirazınız varsa yazısını konuşursunuz. Yanlışını gösterir, cevabınızı verirsiniz. Okur da iki tarafı değerlendirir.
Rahmetli annesini tartışmaya taşımanın açıklaması nedir?
Sayın Mustafa Tuna…
Size atfedilerek bana iletilen bu sözler doğruysa, önünüzde yönetim kurulu başkanlığı seçimi varken üzerinde düşünmeniz gereken ciddi bir üslup meselesi var.
Siz bu kafayla giderseniz daha çok işiniz var.
Çünkü başkanlık yolunda insanın yalnızca projeleri konuşulmaz. Eleştiriye nasıl cevap verdiği, kendisini desteklemeyenlere nasıl davrandığı da konuşulur.
Seçim döneminde farklı düşünen bir gazeteciye tahammül edemeyen anlayış, yarın odanın çalışmalarına itiraz eden üyeyi nasıl dinleyecek?
Bir soru sorulduğunda cevap mı hazırlanacak, soruyu soranın ailesi mi konuşulacak?
Bunları şimdiden sormak benim görevim.
Benim annem, benim için azizdir. Her insanın annesinin kendisi için aziz olduğu gibi. Kimsenin annesinin hatırası, seçim sevincinin yahut seçim öfkesinin malzemesi yapılmamalı.
Rahmetli anama dil uzatanların akıbetlerini merak ediyorum.
Merak ettiğim, böyle bir üslupla kendilerine nasıl bir itibar bırakacaklarıdır. Yarın üyelerin karşısına çıktıklarında hangi sözleriyle, hangi davranışlarıyla hatırlanacaklarıdır.
Makamlar değişir. Seçim afişleri kaldırılır. Ofisler kapanır.
İnsanın söylediği söz ise hafızalarda kalır.
Bana aktarılan konuşma doğruysa, beklediğim şey meseleyi açıklığa kavuşturacak bir açıklama ve annemin hatırasına saygıdır. Yanlış aktarılmışsa da bunun açıkça söylenmesidir.
Biz seçim sonucuna saygımızı gösterdik. Kazananı kutladık. Alanya için yapılacak güzel işlere başarı diledik.
Bundan sonra da yapılan işleri takip edeceğiz. Verilen sözleri hatırlatacak, cevap bekleyen soruları soracağız.
Benim kalemimden duyacağınız sorulara hazırlıklı olun.
Rahmetli anamı da huzur içinde bırakın.
Biz hep Alanya kazansın istedik.
Bugün sizden beklediğimiz de Alanya’ya karşı taşıdığınız sorumluluğa uygun davranmanızdır.
Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle sevgiyle ve MAP’la kalın.