ALANYA BÜYÜDÜ, CÜZDAN KÜÇÜLDÜ!
Mehmet Ali Parmaksız | Köşe Yazısı
Otuz altı yıl …
Dile kolay.
Bir insanın saçını ağartmaya, çocuğunu büyütmeye, siyasette dostu düşman; düşmanı dost etmeye yeter de artar bile.
Ben Alanya’nın son otuz küsur yılına baktığımda bir şehrin nasıl büyüdüğünü görüyorum.
Binalar büyüdü.
Oteller büyüdü.
Mahalleler büyüdü.
Trafik büyüdü.
Nüfus büyüdü.
Evlerin fiyatı büyüdü.
Kiralar büyüdü.
Market fişi desen, maşallah o hepsinden hızlı büyüdü!
Bir tek vatandaşın cüzdanı bu büyümeye ayak uyduramadı.

Biz bu şehirde kimleri görmedik ki?
Cengiz Aydoğan dönemini gördük.
Arada Mustafa Bekar’ı gördük.
Hasan Sipahioğlu geldi; on beş yıl belediye başkanlığı yaptı.
Sonra Adem Murat Yücel dönemi başladı; on yıl sürdü.
2024 seçimleriyle Osman Tarık Özçelik belediye başkanlığı koltuğuna oturdu.
Başkanlar geldi, başkanlar gitti.
Milletvekilleri geldi geçti.
İlçe başkanları değişti.
Partilerin tabelaları yenilendi.
Afişlerdeki yüzler değişti.
Seçim arabalarından yükselen şarkılar değişti.
Ama seçimden sonra vatandaş yine aynı soruyu sordu:
“Benim hayatım ne zaman kolaylaşacak?”
İşte esas mesele burada.
Siyasette makamın anahtarı el değiştiriyor ama vatandaşın ev anahtarı artık cep yakıyor.
2025 yılında Alanya’da yayımlanan yerel piyasa araştırmalarında kiralık konutların semt ve niteliğine göre 20 bin liradan başlayıp çok daha yüksek rakamlara ulaştığı görülüyordu.
Eskiden genç evlenirken:
“Buzdolabını kim alacak, çamaşır makinesini kim alacak?”
diye konuşulurdu.
Şimdi çocuklar:
“Önce kirayı bulalım, buzdolabını sonra düşünürüz.”
diyor.
Atalarımız, “Ayağını yorganına göre uzat” demiş.
İyi de azizim…
Yorgan küçüldü, ayak aynı ayak!

Alanya turizmden ekmek yiyen bir şehir.
Bir dönem belediyenin stratejik planında yaklaşık 4,1 milyon turistten, 175 bini aşan turizm yatak kapasitesinden söz ediliyordu.
Yani küçük hesaplarla anlatılacak bir şehir değiliz.
Dünyanın dört bir yanından insan geliyor.
Rus geliyor.
Alman geliyor.
İngiliz geliyor.
İskandinav geliyor.
Bizim Mehmet ise pazara gidiyor, domatesin fiyatına bakıp geri geliyor!
Turist denize giriyor, Mehmet hesap makinesine…
Turist menüyü açıyor, Mehmet banka uygulamasını…
Turist “Everything included?” diye soruyor.
Bizim vatandaş:
“Maaşa ne dahil?”
diye düşünüyor.
Şaka bir yana mesele ciddi.
Turizm büyürken şehir insanının da bu zenginlikten pay alması gerekiyor.
Çünkü “Komşuda pişer, bize de düşer” demişler.
Komşuda otel dolulukları konuşulurken bizim eve düşen yalnızca hayat pahalılığı olmamalı.

Bir de Alanya’nın meşhur inşaatı var.
Bir zaman geldi, denize bakan her boşluğa bina yaptık.
Dağa baktık bina.
Denize baktık bina.
Muz bahçesine baktık site.
“Şuraya ne güzel ağaç olur” diyen çıkmadan biri gelip:
“Buraya kaç daire çıkar?”
diye hesap yaptı.
Sonra yabancıya konut satışı hızlandı.
Fiyatlar yükseldi.
Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında yabancı talebinin Alanya gayrimenkul piyasasını yukarı taşıdığı, sonrasında ise bu talebin gerilediği sektör temsilcileri tarafından da dile getirildi.
Yani bizim emlak piyasası da Alanya havası gibi…
Sabah güneşli.
Öğleden sonra rüzgârlı.
Akşama ne olacağını emlakçı bile bilmiyor!

Ama şehrin gerçek meselesini yalnızca siyasetçilerin isimlerini sayarak çözemeyiz.
Bugün Alanya’nın önünde çok daha ciddi sorular var.
Bu şehirde genç nasıl ev sahibi olacak?
Asgari ücretli nasıl kira ödeyecek?
Emekli sahilde çay içmek için neden iki kere hesap yapmak zorunda kalacak?
Küçük esnaf artan kira, enerji, personel ve ürün maliyetinin altından nasıl kalkacak?
Turizmin on iki aya yayılması nasıl sağlanacak?
Tarım nasıl korunacak?
Trafik nasıl çözülecek?
Bu kadar hızlı büyüyen şehirde altyapı nasıl yetişecek?
Nitekim Alanya Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’nda da ekonomik durgunluk, işsizlik artışı, göç, altyapı ihtiyaçları ve sosyal konut talepleri gelecek dönemin önemli meseleleri arasında yer alıyor.
Yani bunlar bizim kahvede oturup uydurduğumuz meseleler değil.
Şehrin kendi raporlarında yazıyor.

Otuz küsur yılda çok şey değişti Alanya’da.
Eskiden birbirimizi lakabımızdan tanırdık.
Şimdi aynı apartmanda oturduğumuz adamı tanımıyoruz.
Eskiden “Falancanın oğlusun değil mi?” diye sorarlardı.
Şimdi navigasyon olmadan mahalleyi bulamıyoruz.
Şehir büyüdü.
Dünya Alanya’ya geldi.
130’dan fazla ülkeden on binlerce yabancının yaşadığı çok kültürlü bir kent haline geldik.
Bu kötü bir şey değil.
Tam tersine büyük bir zenginlik.
Ama büyümek yalnızca apartman katını yükseltmek değildir.
Şehir büyüyorsa refah da büyümeli.
Gelir büyümeli.
Umut büyümeli.
Gençlerin geleceğe güveni büyümeli.
Esnafın kazancı büyümeli.
Emeklinin sofrası küçülmemeli.
Çünkü “Taşıma suyla değirmen dönmez.”
Alanya’nın değirmenini yalnızca üç aylık sezonla, yalnızca inşaatla, yalnızca konut satışıyla döndüremeyiz.
Turizm olacak.
Tarım olacak.
Ticaret olacak.
Üniversite olacak.
Kültür olacak.
Üretim olacak.
Ve hepsinden önemlisi, bu şehirde yaşayan insanın kendisini bu büyümenin sahibi hissetmesi olacak.

Otuz yıldır siyasetçiler gelip gidiyor.
Bundan sonra da gelecekler.
Birinin posteri inecek, ötekininki asılacak.
Bir başkan mazbata alacak, bir başkan anahtarı teslim edecek.
Demokrasi dediğimiz şey zaten budur.
Ama Alanya hepimizin.
Onun için benim derdim “kim geldi, kim gitti”den çok:
Gelen bu şehre ne kattı, giden arkasında ne bıraktı?
Ve daha önemlisi:
Alanya büyürken Alanyalı neden kendisini ekonomik olarak daha rahat hissedemiyor?
Bence önümüzdeki yılların asıl sorusu budur.
Çünkü vatandaş artık nutuk yemiyor.
Nutuk karın doyurmuyor.
Seçim şarkısıyla elektrik faturası ödenmiyor.
Billboard kirayı düşürmüyor.
Atalarımız ne demiş:
“Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
O nedenle kim gelirse gelsin…
Sağıymış, soluymuş…
Eskisiymiş, yenisiymiş…
Bu şehir artık hizmetin renginden çok sonucuna bakmalı.
Alanya büyüdü.
Hem de çok büyüdü.
Şimdi sıra Alanya’da yaşayan insanın hayatını büyütmekte.
Çünkü otuz küsur yılın sonunda geldiğimiz yerde manzara biraz garip:
Deniz aynı deniz… Kale aynı kale… Güneş bedava…
Ama sahile inerken cebimiz yine de tedirgin!
Haydi bakalım…
Biz yaşar mıyız Rabbim bilir. Lakın, bizden sonraki nesillerde otuz yıl sonra bunları konuşuyor olmasın istedim..

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle
sevgiyle kalın MAP'la kalın