Kuşlarla, Kargayla ve ağalarla seçim kazanılır mı?
Mehmet Ali Parmaksız | Köşe yazısı
Yıllardır yazar, çizer, söylerim. Bazen temcit pilavına çevirdiğimi düşünenler de olur. Ne yapayım, benim işim bu! Gazeteciyim. Çeyrek asrı çoktan geride bırakmış, yarım asra doğru yürüyen bir meslek hayatından söz ediyoruz. Bizim kalemin emeklilik dilekçesi henüz verilmedi!

Önümüzde ALTSO seçimleri var. Eray Erdem ve Mustafa Tuna… “İki aday çıktı meydana, ikisi de birbirinden merdane…” misali, yarış başladı. Biz de gazeteci olarak takip ediyoruz. Kim kazanırsa kazansın, Alanya için mücadele edeceğinden şüphem yok. Temennimiz, bu yarışın sonunda kazananın Alanya olması.
Bugün, Eray Erdem’in basın buluşmasındaki izlenimlerimi paylaşacağım.
Dört yıldır ALTSO Başkanlığını başarıyla yürüttüğüne inandığım Erdem, ikinci dönem adaylığının başlangıcını da ilk seçiminde olduğu gibi basın mensuplarıyla yaptı. Kısacası, yeniden “Vira bismillah!” dedi.
Biz, Güncel Alanya Gazetesi olarak kahvaltılı, yemekli basın toplantılarına prensip gereği pek katılmayız. Ancak Alanya’nın iş dünyasını ve ekonomisini ilgilendiren bu buluşmada yerimizi aldık. Yanımda kuzenlerim, gazetemizin muhabirleri Fırat ve Cihat Çiğdem vardı. Hani şakayla “korumalarım” dediğim ikiz kardeşler… Kadro tamam, not defteri açık!
Kahvaltının ardından Erdem konuştu. İlkokulu bitirdiklerini, şimdi ortaokula geçtiklerini söyledi. Alanya’da kimseyle çatışmadan görev yaptıklarını anlattı. Konuşmanın ayrıntılarını haberimizde yayımladık. Aynı yemeği ikinci kez sofraya koymayayım; merak eden oradan okuyabilir.
Eray Erdem babamın oğlu değil. Görev süresi boyunca yakından izlediğim bir isim. Benim gördüğüm; ılımlı, olumlu, “ortak akıl” söylemini çalışmalarına yansıtmaya gayret eden ve Alanya’yı farklı platformlarda güçlü biçimde temsil eden bir başkan. Bu değerlendirmeme katılırsınız, katılmazsınız; benim gazeteci olarak izlenimim budur.
Gelelim kahvaltının bende en çok iz bırakan sorusuna…
Pek haz etmediğimi saklamayacağım Servet Sipahioğlu, hem manidar hem de esprili bir soru yöneltti:
“Kargalarla ve kuşlarla yola çıkanların olduğunu biliyoruz. Sizin yola çıktığınız herhangi bir grup var mı?”
Doğrusu, kendisinin bir sorusuna bu kadar güleceğim aklıma gelmezdi. Ama hakkını teslim edelim: Soru, kahvaltının üstüne iyi gitti! İnsan her sevmediğinin sözünü çöpe atarsa, arada iyi soruları da ziyan eder.
Erdem ise ticaretten siyasete, farklı görüşlerden insanlarla birlikte yola çıktığını anlattı. Bir gazeteci olarak cevabı beni tatmin etti. Ortak akıldan söz ediliyorsa, o masada farklı seslere de yer açılması gerekir.
Ancak salonda dikkatimi çeken yalnızca sorular ve cevaplar değildi. Kimlerin geldiği kadar, kimlerin gelmediği de düşündürücüydü.
Mustafa Tuna’yı desteklediği iddia edilen bazı medya kuruluşları toplantıda yoktu. Buna karşılık Tuna’ya desteğini ve sponsorluğunu açıkça ilan eden isimlerin toplantıya özenle katılması dikkatimi çekti. Basın toplantısıydı ama belli ki herkesin ajandasında aynı başlık yazmıyordu!
Elbette tek bir toplantıya katılıp katılmamaktan kesin hüküm çıkarmam. Yine de gördüğüm tablo, medyanın seçim yarışındaki konumunu düşünmeme neden oldu. Gazetecinin bir adayı başarılı bulması başka, haber takibini o adayın etrafına çizdiği çemberle sınırlaması başka. Bizim işimiz, bütün adayların sözünü duymak ve hepsine soru sorabilmek.
Gelelim başlıktaki meseleye: Kuşlarla, kargayla ve ağalarla seçim kazanılır mı?
Kuşun kanadı, ağanın adı olabilir; fakat sandığın hesabını ALTSO üyeleri yapar. Kim kimin yanında görünürse görünsün, son sözü oyunu kullanacak esnaf, tüccar ve iş insanı söyleyecek. Seçim, hatıra fotoğrafındaki kalabalıktan ibaret olsaydı, sandık yerine geniş açılı bir objektif yeterdi!
Seçimlere yaklaşık bir ay var. Daha çok açıklama dinler, çok kulis duyar, çok fotoğraf görürüz. Biz de izlemeye, sormaya ve yazmaya devam edeceğiz. Gördüğümüzü gözlem, duyduğumuzu iddia olarak aktaracak; işin aslını araştırmayı sürdüreceğiz.
Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle…
Sevgiyle kalın, MAP’la kalın.