KÖŞE YAZISI / GÖRÜŞ
İKİ İHBAR, TEK ZORUNLULUK.

Süleyman Hilmi Erdoğan dosyasında 600 bin avro ve bir dubleks daire iddiasını daha önce gündeme taşıdım.
O gün hangi sınırı koyduysam bugün de aynı yerdeyim: Kesinleşmiş bir yargı kararı veya doğrulanmış resmî kayıt bulunmadan hiç kimseyi hukuka aykırı menfaat sağlamış gibi ilan edemem.
Ancak gazetemize şimdi iki yeni ihbar daha ulaştı.
İlk ihbarda, Erdoğan’ın H.Y. isimli müteahhidin ofisinde bulunduğu sırada videoya alındığı ileri sürülüyor. İkinci ihbarda ise Erdoğan’ın H.Ö. isimli müteahhide ait bazı projelerin yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi süreçlerinde imzasının bulunduğu; bunun karşılığında yayladaki bir site içerisinden bağımsız dubleks villa edindiği iddia ediliyor.
Bu ihbarlar, doğru olmaları hâlinde, daha önce gündeme gelen 600 bin avro ve dubleks iddiasının tek bir olayla sınırlı olmayabileceği ihtimalini doğurur.
Fakat ihtimal başka, ispat başka; ihbar başka, kesinleşmiş olgu başkadır.
Şu anda elimizde H.Y.’nin ofisinde çekildiği söylenen görüntünün kesintisiz aslı, kayıt tarihi, cihaz bilgileri ve görüşmenin tam içeriği bulunmuyor. H.Ö. bağlantılı iddiada ise ilgili projelerin parsel, ruhsat ve iskan numaraları, imza zinciri, tapu devir kaydı, satış bedeli ve ödeme belgesi henüz ortaya konulmuş değil.
Bir belediye personelinin bir müteahhidin ofisinde bulunması veya görev alanındaki bir belgeye imza atması da tek başına suçun ya da menfaat ilişkisinin kanıtı değildir. Böyle bir iddiadan hukuki sonuç çıkarılabilmesi için resmî işlemle sağlandığı ileri sürülen menfaat arasında somut, tarihsel ve belgeli bir bağ kurulması gerekir.
O hâlde cevap bekleyen sorular bellidir:
H.Y.’nin ofisinde çekildiği ileri sürülen görüntünün kesintisiz aslı nerede, ne zaman ve hangi bağlamda kaydedildi?
H.Ö. ile ilişkilendirilen projelerin parsel, ruhsat ve iskan numaraları nelerdir?
İleri sürülen dubleks villanın tapu devir zinciri ve gerçek bir ödeme kaydı bulunmakta mıdır?
İmzalarla taşınmaz edinimi arasında tarih, kişi ve karşılık bakımından somut bir bağlantı kurulabilmekte midir?
Gazetecilik kulağa gelen her sözü hükme dönüştürmek değildir. Fakat kamu yararı taşıyan bir ihbarı hiçbir araştırma yapmadan görmezden gelmek de değildir. Bizim görevimiz iddiayı sahibine bağlamak, belgesini istemek, muhatapların cevap hakkını korumak ve yalnızca doğrulayabildiğimizi yazmaktır.
Buradan açıkça çağrıda bulunuyorum: İhbar sahipleri görüntünün aslını ve dayandıkları kayıtları; Süleyman Hilmi Erdoğan, H.Y. ve H.Ö. ise belgeye dayalı açıklamalarını gazetemize ulaştırsın. Alanya Belediyesinden de ilgili ruhsat ve iskan süreçlerinin mevzuat çerçevesinde açıklanmasını bekliyoruz.
Kimden gelirse gelsin, dosyaya ışık tutan belgeyi yayımlarız. İddialar asılsızsa bunu da aynı açıklıkla duyururuz. İddiaları destekleyen kayıtlar ortaya çıkarsa belgenin götürdüğü yere kadar gideriz.
Masumiyet karinesi herkes için geçerlidir. Cevap ve düzeltme hakkı bütün muhataplara açıktır.
Bu dosyanın cevabını manşetler değil, belgeler verecektir. Sevgiyle ve MAP’la kalın.