Loca Akademi'de Kariyer Günü
Loca Akademi'de Kariyer Günü
İçeriği Görüntüle

Alanya Belediyesi’nde teknik hizmetler sınıfında tekniker olarak görev yapan Süleyman Hilmi Erdoğan’ın yıllara yayılan şikâyet dosyaları, Alanya kamuoyunun önüne yeni ve kritik bir soruyu getiriyor: Yıllarca belediye yönetimini, imar uygulamalarını, disiplin süreçlerini ve bazı üst düzey isimleri hedef alan Erdoğan, seçimlerden sonra neden geri adım attı?
Yüklenen dosyalarda yer alan başvuru ve dava evraklarına göre Süleyman Hilmi Erdoğan, 2014 yılından itibaren Alanya Belediyesi’nde görev yaptığını, 2015 yılından itibaren dönemin Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel tarafından sistematik mobbinge maruz bırakıldığını ileri sürdü. Erdoğan’ın Antalya Valiliği, Alanya Kaymakamlığı, CİMER, TBMM Dilekçe Komisyonu ve Kamu Denetçiliği Kurumu’na taşıdığı başvurularda; görev yerleri, disiplin cezaları, fiziki saldırı iddiaları ve çalışma hayatına yönelik baskılar geniş şekilde yer aldı.
Dosyalardaki en dikkat çekici bölümlerden biri ise Tunahan Kasapoğlu’nun adının geçtiği kısımlar oldu. Erdoğan, evinin önünde uğradığını belirttiği silahlı saldırı sonrasında dönemin Alanya Belediye Başkanı Adem Murat Yücel ve Belediye Başkan Yardımcısı Tunahan Kasapoğlu’ndan şikâyetçi olduğunu dilekçelerinde ifade etti. Aynı dosyada, kınama cezasına dayanak yapılan tanık anlatımları bakımından da Tunahan Kasapoğlu’nun adı geçti. Erdoğan, bu isimlerle arasında husumet bulunduğunu, daha önce yaptığı şikâyetler nedeniyle tarafsız olamayacaklarını savundu.
Bütün bu tablo, bugün başka bir iddiayı daha gündeme taşıyor: Süleyman Hilmi Erdoğan’ın, Alanya Belediyesi’nin imar uygulamaları ve belediye yönetimi hakkında yaptığı şikâyetlerden sonra, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından Tunahan Kasapoğlu ile görüştüğü ve Ağustos 2024 sürecinde bazı şikâyetlerini geri çektiği ileri sürülüyor.
Peki bu görüşme gerçekten yapıldı mı? Yapıldıysa, görüşmenin konusu neydi? Erdoğan, daha önce hakkında ağır iddialarda bulunduğu isimlerle neden aynı masaya oturdu? En önemlisi, kamu kurumlarına taşınan şikâyetlerin geri çekilmesi veya takipsiz bırakılması karşılığında herhangi bir mutabakat sağlandı mı?
Bu soruların yanıtı yalnızca kişisel bir tartışma değil, kamu yararı bakımından da önem taşıyor. Çünkü ortada sıradan bir anlaşmazlık değil; belediye imar süreçleri, kamu görevlileri, disiplin dosyaları, sosyal medya paylaşımları, şikâyet mekanizmaları ve belediye içi güç ilişkileriyle iç içe geçmiş çok katmanlı bir dosya bulunuyor.
Erdoğan’ın yüklenen belgelerdeki anlatımlarına göre, süreç yalnızca mobbing iddiasından ibaret değil. 2017 yılında motosiklet kullanırken bir aracın kendisine çarpmaya çalıştığını, 24 Eylül 2019’da Alanya Belediyesi Tosmur Ek Hizmet Binası’nda fiziki saldırıya uğradığını, 6 Nisan 2021’de belediye binasında Süleyman Akın tarafından darp edildiğini, 8 Kasım 2021’de evinin önünde silahlı saldırıya maruz kaldığını, 30 Kasım 2021’de dönemin Belediye Başkanı Adem Murat Yücel tarafından fiziki ve sözlü şiddete uğradığını ve 2022 yılında görev alanı dışında araç sayımı yaptırılarak cezalandırıldığını ileri sürdü.
Bu iddiaların bir kısmı yargı evraklarına da yansıdı. Alanya 11. Asliye Ceza Mahkemesi kararında, Süleyman Akın’ın Erdoğan’a yönelik basit yaralama eylemi bakımından mahkemece eylemin sabit görüldüğü, 2 ay 15 gün hapis cezası kurulduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülüyor. Bu karar, Erdoğan’ın yıllardır dile getirdiği “belediye içinde fiziki saldırıya uğradım” iddiasının en azından bir yönüyle yargı dosyasına taşındığını gösteriyor.
Öte yandan Antalya 4. İdare Mahkemesi dosyasında, Erdoğan hakkında sosyal medya paylaşımları nedeniyle verilen kınama cezası da yer aldı. Mahkeme kararında, “anonim” rumuzlu sosyal medya hesapları üzerinden belediye içinden ve dışından bazı kişiler hakkında paylaşımlar yapıldığı iddiası değerlendirildi. Belediye tarafı, bu hesapların Erdoğan tarafından kullanıldığını savundu; Erdoğan ise hesapların kendisine ait olmadığını ileri sürdü. Mahkeme çoğunluğu kınama cezasını hukuka uygun bulurken, azlık oyunda savunma hakkı yönünden hukuka aykırılık bulunduğu kanaati dile getirildi.
Bu dosyaların tamamı birlikte okunduğunda, Süleyman Hilmi Erdoğan’ın Alanya Belediyesi yönetimiyle uzun yıllara yayılan açık bir çatışma içinde olduğu görülüyor. Ancak bugün asıl soru başka: Böylesine ağır iddialar, şikâyetler ve yargı süreçleri sonrasında Erdoğan neden sessizleşti?
İddialara göre Erdoğan, seçimlerden sonra Tunahan Kasapoğlu ile görüştü ve Ağustos 2024 itibarıyla geçmişteki bazı şikâyetlerini geri çekti ya da bu şikâyetlerin takibini bıraktı. Bu iddia doğruysa, kamuoyunun cevap beklediği temel soru şudur: Daha önce Adem Murat Yücel ve Tunahan Kasapoğlu hakkında ağır suçlamalarda bulunan Süleyman Hilmi Erdoğan, hangi gerekçeyle geri adım attı?
Bu geri adım bir uzlaşma mıydı, siyasi bir mutabakat mıydı, kişisel bir anlaşma mıydı, yoksa başka bir menfaat ilişkisinin sonucu muydu?
Alanya kamuoyu açısından burada iki ihtimal de önemlidir. Eğer Erdoğan’ın yıllarca yaptığı şikâyetler gerçek dışıysa, bu durumda belediye yöneticileri, kamu görevlileri ve kamuoyu neden yıllarca bu iddialarla meşgul edildi? Eğer bu şikâyetler ciddi delillere dayanıyorsa, o zaman bu dosyaların seçimlerden sonra neden sessizliğe gömüldüğü açıklanmalıdır.
Dahası, imar gibi belediyelerin en hassas alanlarından birinde yapılan şikâyetlerin akıbeti yalnızca tarafların kişisel meselesi sayılamaz. İmar kararları, belediye yönetimi, müteahhitler, mimarlar, teknik personel ve vatandaşlar açısından doğrudan kamu yararı doğuran işlemlerdir. Bu nedenle, imar usulsüzlüğü veya yolsuzluk iddialarıyla başlayan bir sürecin daha sonra kapalı kapılar ardında sona erdiği iddiası, açıklama gerektiren ciddi bir kamu meselesidir.
Bugün cevap bekleyen sorular şunlardır:
Süleyman Hilmi Erdoğan, Tunahan Kasapoğlu ile seçimlerden sonra görüştü mü?
Görüştüyse bu görüşme nerede, ne zaman ve hangi içerikle gerçekleşti?
Ağustos 2024 sürecinde hangi şikâyetler geri çekildi veya takipsiz bırakıldı?
Bu geri çekilme karşılığında herhangi bir söz, menfaat, güvence, görev, maddi veya siyasi mutabakat sağlandı mı?
Erdoğan’ın geçmişte Adem Murat Yücel, Tunahan Kasapoğlu ve belediye yönetimi hakkında yaptığı şikâyetlerin bugün arkasında durup durmadığı açıkça sorulmalıdır.
Eğer bu iddialar gerçek değilse, Erdoğan kamuoyunu ve kurumları neden yıllarca meşgul etti?
Eğer gerçekse, bugün neden susuyor?
Alanya’da bu dosya artık yalnızca Süleyman Hilmi Erdoğan’ın kişisel iddialarından ibaret değildir. Bu dosya, belediyede imar düzeninin nasıl işlediği, şikâyet mekanizmalarının nasıl kullanıldığı, seçimlerden sonra kimlerin kimlerle hangi zeminde buluştuğu ve kamu yararını ilgilendiren dosyaların hangi şartlarda kapandığı sorularına dönüşmüştür.
Süleyman Hilmi Erdoğan’ın yıllarca “adalet”, “mobbing”, “imar”, “usulsüzlük” ve “belediye içi baskı” başlıklarıyla yürüttüğü mücadele, Ağustos 2024 iddiasıyla birlikte yeni bir evreye girmiştir.
Şimdi Alanya kamuoyu şu sorunun cevabını bekliyor:
Yıllarca şikâyet eden Süleyman Hilmi Erdoğan, seçimlerden sonra ne oldu da sustu? Tunahan Kasapoğlu ile yapılan görüşmede ne konuşuldu? Ve en kritik soru: Şikâyetler hangi gerekçeyle geri çekildi?