KÖŞE YAZISI | GÖRÜŞ
Süleyman Hilmi ERDOĞAN dosyası gündemden düşmeyecek gibi.
Her gün yeni bir belge ortaya çıkıyor.
Ben bu dosyada ne savcıyım ne de hâkim.
Kimseyi bir şikâyet dilekçesine bakarak suçlu ilan etmem. Ancak resmî bir araştırma raporunda yazan teknik tespitleri de görmezden gelmem.
Önümde Süleyman Hilmi Erdoğan’ın Oba Mahallesi 251 ada 1 parsele ilişkin şikâyeti ve bu başvuru üzerine hazırlanan 11 Kasım 2024 tarihli araştırmacı raporu var.
Erdoğan, 28 Ağustos 2024’te Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmuş. Sonraki dilekçesinde savcılık dosyasını 2024/18443 olarak göstermiş; dönemin Belediye Başkanı Adem Murat Yücel’in yanı sıra bazı belediye görevlileri, proje mimarı ve yapı denetim şirketi hakkında irtikâp, görevi kötüye kullanma ve imar mevzuatına aykırılık iddialarında bulunmuş.
Bunlar Erdoğan’ın iddialarıdır; kesinleşmiş suç tespiti değildir.
Fakat şikâyetin tamamen sonuçsuz kaldığını söylemek de mümkün görünmüyor.
Söz konusu parselin 19 bin 356,12 metrekare olduğu; imar koşullarının ayrık nizam dört kat, TAKS 0,20 ve KAKS 0,80 olarak gösterildiği anlaşılıyor. Ruhsatta 12 yapı, 309 bağımsız bölüm, 287 konut, 3 bin 949 metrekare taban alanı ve 33 bin 642 metrekare toplam inşaat alanı bulunuyor.
Belgelerde ruhsat tarihi konusunda bile açıklığa kavuşturulması gereken bir farklılık var: Birkaç yerde 19 Aralık 2022 yazarken, başka bir bölümde 29 Aralık 2022 tarihi kullanılmış.
Erdoğan ayrıca yaklaşık 4 bin 600 metrekare fazlalık bulunduğunu ve eski başkanın yakınlarına iltimas sağlandığını ileri sürmüş. Ancak elimizdeki rapor sayfaları, bu 4 bin 600 metrekare hesabını aynen doğrulamadığı gibi irtikâp veya iltimas suçunun işlendiği yönünde de bir hüküm içermiyor.
Peki rapor ne söylüyor?
Antalya Valiliğinin 23 Eylül 2024 tarihli görevlendirmesi üzerine araştırmacı tarafından inşaat mahallinde inceleme yapılmış. İnceleme sırasında dokuz konut bloğu ile kapalı otoparkın inşaat hâlinde olduğu, havuz inşaatına ise başlanmadığı belirtilmiş.
Raporda, açığa çıkan bodrum katlardaki depo eklentilerinin emsal hesabı dışında tutulamayacağı değerlendirilmiş. Çünkü plan notuna göre bu alanların emsal dışında kalabilmesi için bodrum cephelerinin tamamen doğal zeminin altında bulunması gerekiyor. Oysa araştırmacı, bazı yan ve arka cephelerin açığa çıktığını tespit etmiş.
D, E ve F bloklarındaki ticari alanlar da incelenmiş. F bloktaki bazı dükkânlara 2 ile 8 metrekare arasında değişen balkon alanları verildiği iddiası ele alınmış. Projede kapalı gösterilen bazı bodrum cephelerinde yerinde açıklıklar bırakıldığı, bodrumlarda dükkânlarla bağlantılı depolar oluşturulduğu ve bazı bağımsız bölümlerin mimari projelerinde girişlerinin bulunmadığı kaydedilmiş.
Raporun sonuç bölümü son derece açık:
Ruhsata esas projeler ile yapı ruhsatlarının imar planına, plan notlarına ve yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı kanaatine varılmış.
Şimdi kamuoyu adına soruyorum:
Bu üç personel hakkındaki ön inceleme önerisi hangi kararla sonuçlandı?
Soruşturma izni verildi mi?
Mevzuata uygun olmadığı belirtilen ruhsat ve projelerde düzeltme yapıldı mı?
Savcılığın 2024/18443 sayılı dosyasında nasıl bir işlem gerçekleştirildi?
Erdoğan’ın ileri sürdüğü 4 bin 600 metrekare fazlalık, ayrıntılı bir teknik hesapla doğrulandı mı?
Bir araştırma raporu mahkûmiyet kararı değildir. Ön inceleme önerisi de suçun kanıtlandığı anlamına gelmez. Fakat resmî raporda belirlenen imar ve ruhsat sorunlarının akıbetini sormak hem gazetecilik görevidir hem de Alanya halkının hakkıdır.
Ben kimseyi peşinen suçlu ilan etmiyorum.
Ben, rapor düzenlendikten sonra kamu adına ne yapıldığını soruyorum.
Cevap, söylentiyle değil; nihai kararlar, düzeltilmiş projeler ve resmî dosya kayıtlarıyla verilmelidir.
Aynı soruyu tekrar sormak farz oldu.
Her şeyi para için mi yaptın Süleyman?
Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle; sevgiyle kalın, MAP’la kalın.