Şikâyet Maratonundan Sessizlik Tatiline: Hayırdır, Neden Sustun?
Alanya’da yıllardır türlü türlü dosya gördük.
Kimi dosya belediyenin koridorlarında kayboldu, kimi Ankara’ya kadar gidip geri döndü. Kimi dosyanın içinden imar çıktı, kiminin içinden siyaset… Bazı dosyalar da var ki içinden o kadar çok şikâyet çıkıyor, insan ister istemez “Bu dosya mı, dilekçe fabrikası mı?” diye soruyor.
Bugünkü konumuz, Alanya Belediyesi’nde tekniker olarak görev yapan Süleyman Hilmi Erdoğan’ın yıllar boyunca yaptığı başvurular, ortaya attığı iddialar, açılan davalar, sosyal medya hesapları ve nihayetinde kamuoyunda oluşan o meşhur soru:
Dün herkesi şikâyet eden adam, bugün neden susuyor?
CİMER’den Ombudsmana uzanan uzun yol…
Süleyman Hilmi Erdoğan, kendi dilekçelerinde 2014 yılından itibaren Alanya Belediyesi’nde çalıştığını, 2015 yılından itibaren dönemin Belediye Başkanı Adem Murat Yücel tarafından kendisine sistematik biçimde mobbing uygulandığını ileri sürüyor.
Bu iddia öyle bir kez söylenip bırakılmamış.
CİMER’e başvurulmuş, Alanya Kaymakamlığına dilekçeler verilmiş, Antalya Valiliğine gidilmiş, TBMM Dilekçe Komisyonuna müracaat edilmiş, Kamu Denetçiliği Kurumunun kapısı çalınmış…
Yani vatandaş olarak kullanılabilecek hemen her başvuru yolu kullanılmış.
Dilekçe numarası çok, kurum çok, muhatap çok.
Bir tek final bölümü eksik.
Kendi anlatımına göre 2017 yılında motosiklet kullanırken bir aracın kendisine çarpmaya çalıştığını, 24 Eylül 2019’da iki kişinin saldırısına uğradığını, 6 Nisan 2021’de belediye binasında darbedildiğini, 8 Kasım 2021’de evinin önünde silahlı saldırıya uğradığını ve 30 Kasım 2021’de dönemin belediye başkanının kendisine fiziksel ve sözlü şiddet uyguladığını iddia ediyor.
Burada önemli bir ayrımı yapmak zorundayız:
Bu olayların tamamı mahkeme kararıyla kanıtlanmış değildir. Bunların önemli bir kısmı, Süleyman Hilmi Erdoğan’ın kendi dilekçelerinde yer alan iddialardır.
Ancak 6 Nisan 2021’de yaşanan olay bakımından ortada bir ceza mahkemesi kararı bulunuyor. Alanya 11. Asliye Ceza Mahkemesi, Süleyman Akın’ın basit yaralama suçunu işlediği kanaatine vararak sonuçta 2 ay 15 gün hapis cezasına hükmetmiş ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştır.
Demek ki her anlatılan hikâye değil; bazı olayların adli karşılığı da var.
Ama aynı şekilde her iddia da kendiliğinden gerçek olmuyor.
Gazetecinin görevi tam burada başlıyor: İnananlar ve inanmayanlar diye ikiye ayrılmak değil, belgeyi masaya koymak.
Anonim hesap ne kadar anonim?
Dosyanın en ilginç bölümlerinden biri sosyal medya hesapları meselesi.
Alanya Belediyesi, “anonim” rumuzuyla kullanılan bazı Twitter hesaplarının Süleyman Hilmi Erdoğan’a ait olduğunu, bu hesaplardan belediye çalışanları ve belediye dışındaki kişiler hakkında küçük düşürücü paylaşımlar yapıldığını ileri sürdü.
Erdoğan ise bu hesapların kendisine ait olmadığını savundu.
Konu disiplin soruşturmasına, oradan da idare mahkemesine taşındı.
Antalya 4. İdare Mahkemesi, tanık anlatımlarına dayanarak hesapların Erdoğan tarafından kullanıldığı sonucuna vardı ve verilen kınama cezasında hukuka aykırılık bulunmadığına oyçokluğuyla karar verdi.
Sosyal medya hesabına “anonim” yazınca insan görünmez olmuyor. Hele belediye koridorlarında herkes hesabın sahibini bildiğini söylüyorsa, anonimlik biraz mahallede güneş gözlüğüyle dolaşmaya benziyor. Siz kimseyi görmüyorsunuz ama herkes sizi tanıyor.
Teknikere kavşakta araç saydırmak
Erdoğan’ın en çok öne çıkardığı mobbing iddialarından biri de araç sayımı görevi.
Kendi dilekçesine göre 9 Şubat-12 Nisan 2022 tarihleri arasında 69 farklı güzergâhta araç saymakla görevlendirildi. Atatürk Anıtı, Kuyularönü Camii Kavşağı, iskele ve kale çıkışı gibi noktaları, tarihleri ve saatleriyle birlikte kayda geçirdi.
Kendisi bunun mesleği dışında, aşağılayıcı ve cezalandırma amacı taşıyan bir görevlendirme olduğunu savundu.
Belediye ise başka bir açıklama yaptı: Çalışmanın Ulaşım Ana Planı kapsamında gerçekleştirildiğini, teknik personelin sahada görevlendirildiğini ve verilen görevin mesleki bilgisine uygun olduğunu bildirdi.
Bir tarafta “Bana mobbing yapıldı” diyen tekniker…
Diğer tarafta “Ulaşım planı için veri toplandı” diyen idare…
Alanya’da araç sayılmış ama tarafların birbirine güveni sayılamamış.
Üstelik belediyenin yazısında görevlendirmenin Fen İşleri Müdürlüğü emrinde devam edeceği açıkça belirtilmiş.
Burada karar verecek olan ben değilim. Fakat şu soruyu sormak hakkımız:
Gerçekten bilimsel bir trafik çalışması yapılıyorsa toplanan veriler nerede kullanıldı? Raporu hazırlandı mı? Sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı mı?
Çünkü veri istenmeden, rapor hazırlanmadan, sonuç açıklanmadan yalnızca insanları kavşakta bekletiyorsanız bunun adı ulaşım planlaması değil, personel oyalaması olur.
Bir yanda mağduriyet, diğer yanda disiplin cezaları
Dosyalar bize tek taraflı bir kahramanlık hikâyesi anlatmıyor.
Süleyman Hilmi Erdoğan kendisini yıllardır usulsüzlüklerle mücadele eden, imar konularının peşine düşen, baskıya uğrayan bir kamu görevlisi olarak tanımlıyor.
İdare ise onun yöneticilerle, vatandaşlarla ve çalışma arkadaşlarıyla sorunlar yaşadığını; sosyal medya paylaşımlarıyla kurumun huzurunu bozduğunu ve amirleri hakkında küçültücü açıklamalar yaptığını savunuyor.
Kınama cezasının yanı sıra, 28 Mart 2022 tarihinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verildiğine ilişkin bilgiler de bulunuyor.
Erdoğan bütün bu işlemleri mobbing zincirinin parçaları olarak görüyor.
İdare ise disiplin işlemi diyor.
İşte gazetecilik, taraflardan birinin megafonuna dönüşmeden bu iki anlatımın ortasında durabilmektir.
Alanya’daki “60 proje” tartışması
Aynı dönemde Alanya kamuoyunun önüne dikkat çekici bir başka tartışma geldi.
Bir yıl içinde yaklaşık 60 projesinin Alanya Belediyesi tarafından hızlı şekilde onaylandığı iddiası belediye meclisinde gündeme taşındı.
Belediye verilerinin kim tarafından, hangi yöntemle ve hangi amaçla dışarı çıkarıldığı konusunda da çeşitli iddialar ortaya atıldı.
Siyasi bir talimat mı vardı?
Kurum bilgisayarındaki bilgiler şahsi bilgisayarlara mı aktarıldı?
Amaç kamu yararını korumak mıydı, yoksa bir siyasi operasyona malzeme üretmek miydi?
Bunlar ağır sorular.
Belge gösterilmeden kimseyi suçlu ilan edemeyiz. Fakat belediye verilerinin siyasi mücadelede kullanıldığı iddiası doğruysa, bunun da açıklığa kavuşturulması gerekir.
Belediye arşivi seçim broşürü değildir.
Kamu görevlisinin eriştiği bilgi de şahsi cephanesi olamaz.
Ekoloji dosyaları ve büyük sessizlik
Gelelim asıl meseleye…
Önceki haberlerimizde Oba Mahallesi’ndeki Ekoloji İnşaat projesiyle ilgili şikâyetlerden, imar uygulamalarından ve bu süreçte gündeme getirilen çeşitli iddialardan söz ettik.
Yıllarca imar dosyalarının peşinden koşan, CİMER’den Kaymakamlığa, Valilikten TBMM’ye kadar her makama dilekçe yazan bir kişinin şikâyetleri neden bir noktadan sonra kesildi?
Ne değişti?
Dosyalar mı sonuçlandı?
İddialar mı çürütüldü?
Yoksa taraflar arasında kamuoyunun bilmediği yeni bir gelişme mi yaşandı?
Kamuoyunda dolaştırılan **600 bin avro ve dubleks daire** iddiası ise çok ağırdır.
Böyle bir iddia ortaya atılmışsa iki ihtimal vardır:
Belgesi varsa derhâl savcılığa ve kamuoyuna sunulmalıdır.
Belgesi yoksa bu iddiayı yayanlar, insanların şeref ve itibarına neden saldırdıklarını açıklamalıdır.
Bunun ortası yok.
600 bin avro, kahvede “duydum” denilerek geçiştirilecek bir rakam değildir. Dubleks daire de komşudan ödünç alınan merdiven değildir. Tapusu, ödeme kaydı, tarihi ve tarafları olur.
Getirin, görelim.
Hayırdır, neden sustun?
Ben bugün Süleyman Hilmi Erdoğan’a suç isnat etmiyorum.
Sadece kendi oluşturduğu uzun şikâyet tarihçesinin önüne birkaç soru koyuyorum:
Yıllarca herkese hesap sorarken bugün neden konuşmuyorsun?
Ekoloji İnşaat hakkında yaptığın başvuruların sonucu ne oldu?
Hangi dosyalar kapandı, hangileri devam ediyor?
Sosyal medya hesapları sana mı aitti?
Belediye içindeki belgeler dışarıya kim tarafından çıkarıldı?
İmar konusunda yıllarca sürdürdüğün mücadele neden aniden durdu?
600 bin avro ve dubleks iddiasına açık, belgeli ve tereddütsüz cevabın nedir?
Dün CİMER’e, Valiliğe, TBMM’ye ve Ombudsmana yazan bir insanın bugün kamuoyuna iki satır açıklama yapması herhâlde zor olmasa gerek.
Alanya küçük yer.
Burada denize atılan taşın dalgası sahile mutlaka vurur.
Dosyalar kapanabilir, davalar sonuçlanabilir, insanlar emekli olabilir…
Ama cevaplanmayan sorular emekli olmaz.
Biz hüküm vermiyoruz.
Sadece soruyoruz:
Bunca yıl konuştun da şimdi neden sustun, Süleyman Hilmi Erdoğan?
Hayırdır?
*Bu yazıda adı geçen kişi ve kurumların cevap ve düzeltme hakkı saklıdır.*
Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle.. Sevgiyle kalın MAP'la kalın..