Heyhat!

80'lerin sonuydu mesleğe başladığım yıllar. 
Adliye koridorlarında hırsız-arsız resmi çekerek başladık bu işe. ‘’Gözü gara’’ lakabını da o günlerde aldık maalesef. Hiç unutmam; henüz ‘çömez’ bir muhabirken, sosyal medyanın keşfedilmediği, herkesin gazeteci olmadığı günlerden birinde yazmaktan bile imtina ettiğim bir vaka cereyan etmiş ve sanık adliyeye getirilmişti. 
Elimde minolta marka fotoğraf makinasıyla merdivenlerden inen sanığı resimlerken tekme yemiş ve gözüm mosmor olmuştu. 
Yarı şaka yarı ciddi derken adımız da ‘’Gözü gara’ya’’ çıkmıştı. Çektiğimiz resim ise bir babanın öz kızına yaptığı iğrençlikten ötürü, Adab-ı muaşeret gereği  gazetede dahi yayınlanmamıştı.  Kısacası; lakabımız yanımıza kar kalmıştı.  Aradan geçen uzun yılar boyunca gözümüzü çok morartan da oldu, kıçımıza tekmeyi vurup kapı önüne koyan da... Madalya alıp kürsülere çıkamadık belki ama, manşetlere çok çıktık. Kader torbamızı sırtlayıp Alanya’ya geldiğim tarih 1989 yılıydı. Çeşmesinden su içtiğimizden mi, taşına toprağına vurulduğumuzdan mı bilinmez vazgeçemedik bu sevdadan, gidemedik bu yerden. Üç yıllık Antalya macerasından sonra kan mı çekti, yoksa tilki misali mi olsa gerek yeniden döndük kürkçü dükkanına. Yani ‘Horoz Corc’ kadar olmasa da kök saldık bu memlekete… Her fani gibi gördük, geçirdik. Yanımızda dururken bir adım öne çıkıp karşımıza dikilenlerden çekinmesek de, esas korktuklarımızın; bir adım geri atıp habersizce sırtımızdan hançerleyenler olduğunu acı da olsa öğrenmiş olduk… 
İşimizi, aşımızı hep sevdik. 
Meslekte 34 yılı, ömürde yarım asırı devirdik. Yalnız kaldığımız günler de oldu, terkedildiğimiz zamanlar da oldu..
Hepsine ‘kader’ deyip geçtik.
Hepsine şükrettik. 
Her şeye rağmen dünya dönüyor. Hayat kime kolay ki bize olsun… 
Bunları niye mi yazdım?
İçimden böyle geldi. Etrafınıza bakınca neden yazdığımı anlarsınız. Şükür yok, hamd etmek yok, insanlık yok, dostluk hak getire, bunun gibi daha neler neler.. Her şey menfaat olmuş.. Ne demek istediğimi anladınız sanırım..
Sabır zor ama güzeldir Beklerken güçlü olmayı öğretir. Koruk üzüm olabiliyorsa neler olmaz ki..
İki satır olmasa da meramımızı anlatmaya çalıştık. 
Allah ne verirse hayırlısını versin. 
'Rabbim hepimizi iyilerle karşılaştırsın.' diyerek bugünlük noktayı koyalım. 
Yeniden buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın MAP'la kalın..