Her şeyi para için mi yaptın, Süleyman?

HER ŞEYİ PARA İÇİN Mİ YAPTIN, SÜLEYMAN?

Yıllardır Alanya’nın gündeminde aynı isim, aynı dosyalar, aynı şikâyetler ve aynı ağır suçlamalar var.

Bir gün “rüşvet” dedin.

Bir gün “komisyon” dedin.

Bir gün “kaçak yapı” dedin.

Bir gün “sahte fatura”, “ihaleye fesat”, “gizli ortaklık” ve “milyonlarca avro” dedin.

Belediye başkanlarını, başkan yardımcılarını, meclis üyelerini, memurları, müteahhitleri, mimarları ve iş insanlarını hedef alan iddialar ortaya attın. İnsanların yalnızca görevlerini ve ticari ilişkilerini değil, eşlerini, çocuklarını ve özel hayatlarını da tartışmaya açtın.

Kimi zaman gerçek isimlerin yerine lakaplar kullandın.

“Emmi” dedin.

“Mimit” dedin.

“Patagonya Belediyesi” dedin.

“Tetikçi”, “hırsız”, “gizli ortak”, “emanetçi” ve daha neler neler söyledin.

Şimdi Alanya kamuoyu sana açıkça soruyor:

Bütün bunları gerçekten kamu yararı için mi yaptın, yoksa her şeyin arkasında para mı vardı?

SEN İHBARCI MIYDIN, PAZARLIKÇI MI?

Kendini yıllarca belediyedeki hukuksuzlukların üzerine giden cesur bir kamu görevlisi olarak anlattın.

Kanunsuz talepleri reddettiğini söyledin.

Bu nedenle mobbinge uğradığını, sürüldüğünü, aşağılandığını ve ilgisiz işlerde görevlendirildiğini ileri sürdün.

Motosikletle giderken üzerine araç sürüldüğünü, belediye binasında saldırıya uğradığını, evinin önünde silahla vurulduğunu anlattın.

Saldırılardan sonra savcılığa, emniyete, kaymakamlığa, valiliğe, İçişleri Bakanlığına ve mahkemelere başvurduğunu söyledin.

Hakkında verilen bazı disiplin cezalarının mahkemelerden döndüğünü açıkladın.

Belediyede görev yapan bazı kişiler hakkında ağır ceza davaları açılmasını kendi mücadelenin sonucu olarak gösterdin.

Bunların hepsi doğruysa, ortaya çıkarılması gereken ciddi bir kamu meselesi var demektir.

Ancak mesele tam da burada başlıyor.

Bir insan hukuksuzluğa karşı mücadele ediyorsa amacı suçun ortaya çıkması, kamunun zararının giderilmesi ve suçluların yargılanması olur.

Peki senin amacın gerçekten bu muydu?

Yoksa elinde bulunduğunu söylediğin dosyalar, bilgiler ve belgeler zamanla birer pazarlık aracına mı dönüştü?

Birilerini susturmak, korkutmak, geri adım attırmak veya belirli bir menfaat sağlamak için mi kullanıldı?

Bunun cevabını vermesi gereken sensin.

“BOMBA GELİYOR” DEDİN, SONRA NE OLDU?

Yıllarca sosyal medyada kullanılan ve seninle ilişkilendirilen hesaptan aynı dil kullanıldı:

“Bomba geliyor.”

“Haftaya operasyon başlıyor.”

“Bir sabah aynasızlar kapınızda.”

“Bir ağır ceza paklar.”

“Yaşayacaklarınızdan siz sorumlusunuz.”

“Seni bu âleme rezil etmezsem bana adam demesinler.”

Bunlar sıradan eleştiri cümleleri değil.

Bunlar, paylaşımı yapan kişinin elinde herkesten gizli bilgiler bulunduğu, devletin ne zaman harekete geçeceğini bildiği ve insanların kaderi üzerinde söz sahibi olduğu görüntüsü veren cümlelerdir.

Sen savcı mıydın?

Hâkim miydin?

Müfettiş miydin?

Emniyet müdürü müydün?

Bir dosyanın ağır cezada görüleceğini, bir operasyonun hangi hafta yapılacağını veya bir kişinin kapısına polisin ne zaman geleceğini nereden biliyordun?

Bilmiyorsan neden biliyormuş gibi konuştun?

Biliyorsan bu bilgileri sana kim verdi?

Daha önemlisi, bu bilgilerle ne yaptın?

Kamu yararı için savcılığa mı teslim ettin, yoksa sosyal medyada insanları korkutmak için mi kullandın?

17 BİN PAYLAŞIMIN SONU NEREYE VARDI?

On bir yılda yaklaşık 17 bin paylaşım yapıldığı ileri sürülüyor.

Bu, küçümsenecek bir sayı değil.

On bir yıl boyunca neredeyse her gün birilerini suçlayan, birilerine sıra geldiğini söyleyen, dosya ve operasyon duyurusu yapan bir hesap söz konusu.

Peki sonuç?

Kaç kişi mahkûm oldu?

Kaç rüşvet dosyası kesinleşti?

Kaç gizli ortaklık kanıtlandı?

Kaç sahte fatura bulundu?

Kaç ihalenin gerçekten fesada uğratıldığı mahkeme kararıyla belirlendi?

Kaç milyon avronun nereye gittiği ortaya çıkarıldı?

Kaç kaçak yapının sorumlusu cezalandırıldı?

Kaç kişi hakkında takipsizlik kararı verildi?

Kaç kişi beraat etti?

Birilerini suçlarken gösterdiğin cesareti, o insanlar hakkında verilen beraat ve takipsizlik kararlarını açıklarken de gösterdin mi?

Yoksa suçlama manşetlerle duyuruldu, dosya kapanınca sessizce unutuldu mu?

Kamuoyu artık “Yeni bomba ne?” diye sormuyor.

Kamuoyu şu sorunun cevabını istiyor:

Bunca bombanın kaçı gerçek çıktı?

NEDEN HERKESİ SUÇLADIN?

Bir insanın hayatı boyunca bir veya iki kurumla, birkaç yöneticiyle anlaşmazlık yaşaması mümkündür.

Ancak yıllar içinde belediye başkanından başkan yardımcısına, memurdan meclis üyesine, müteahhitten mimara, gazeteciden iş insanına kadar çevredeki neredeyse herkesi suçlamaya başlarsa burada başka bir sorunun sorulması gerekir:

Gerçekten herkes mi suçluydu?

Yoksa seninle anlaşamayan, seni eleştiren, taleplerine karşı çıkan veya sana istediğini vermeyen herkes bir süre sonra “hırsız”, “tetikçi”, “gizli ortak” ya da “yandaş” mı ilan ediliyordu?

İnsanların görevleriyle ilgili somut eleştiriler yapmak başka şeydir.

Ailelerini, eşlerini ve çocuklarını tartışmaya açmak başka şeydir.

Bir paylaşımda “evladına çekecek” demek kamu yararı değildir.

“Evlat acısını tadacak” anlamına gelen ifadeler kullanmak ihbarcılık değildir.

Bunlar doğruysa, burada artık hukuksuzlukla mücadeleden değil, kişisel öfkenin ailelere kadar uzatılmasından söz edilir.

Çocukların bu dosyalarda ne işi vardı?

Eşlerin ne işi vardı?

Bir kamu görevlisiyle veya siyasetçiyle hesabın varsa neden ailesine yöneldin?

ELİNDEKİ DOSYALARIN BEDELİ VAR MIYDI?

Gelelim asıl soruya.

Sen yıllarca elinde onlarca dosya bulunduğunu söyledin.

Belediyenin imar uygulamalarını, ruhsat süreçlerini, ihale işlemlerini ve iç yazışmalarını bildiğin izlenimini verdin.

Bazı paylaşımlarda henüz kamuoyuna yansımamış bilgilere sahip olunduğu görüldü.

Bu bilgiler sana kamu görevin nedeniyle mi ulaştı?

Belediye bilgisayarlarından veya kurum arşivlerinden kişisel kullanım amacıyla belge çıkardın mı?

Görevin sırasında eriştiğin bilgi ve belgeleri daha sonra sosyal medya hesaplarında kullandın mı?

Bu belgeleri başkalarına verdin mi?

Bir siyasi grubun, adayın, iş insanının veya rakip çevrenin talebiyle servis ettin mi?

Karşılığında para, taşınmaz, iş, koruma, siyasi destek ya da başka bir menfaat aldın mı?

Sorular ağır.

Çünkü yıllarca ortaya atılan suçlamalar da ağırdı.

Sen insanlara milyonlarca avroyu, komisyonu ve gizli ortaklığı sorarken hiç kimse senin mali ilişkilerini sorgulamasın mı?

Sen başkalarına “Bu malı nasıl aldın?” diye sorarken, kamuoyu sana “Bu mücadeleden ne kazandın?” diye soramaz mı?

Sen başkalarının banka hesaplarını, taşınmazlarını ve aile ilişkilerini gündeme getirirken kendi ekonomik durumunun sorgulanmasına neden itiraz edesin?

HER ŞEYİN BAŞINDA ADALET Mİ VARDI?

Belki gerçekten haksızlığa uğradın.

Belki gerçekten baskı gördün.

Belki seni susturmaya çalışanlar oldu.

Belki saldırıya uğradığın bazı olaylar bütün açıklığıyla araştırılmadı.

Bunların her biri ayrıca incelenmelidir.

Ancak mağdur olmak, başkalarına sınırsız şekilde saldırma hakkı vermez.

Bir kişinin sana haksızlık yapması, senin onun ailesini hedef almanı meşru kılmaz.

Bir belediye yöneticisinin hukuka aykırı işlem yaptığını düşünmen, onu mahkeme kararı olmadan “hırsız” ilan etme hakkı vermez.

Bir dosyayı savcılığa vermen, soruşturmanın sonucunu önceden açıklama yetkisi sağlamaz.

Senin adalet anlayışın neydi?

Herkes için hukuk mu?

Yoksa senin yanında olanlara sessizlik, karşında olanlara sosyal medya infazı mı?

EMEKLİLİKTEN SONRA NEDEN SUSTUN?

Yıllarca belediye çalışanı olarak mücadele ettiğini söyledin.

Sonra emeklilik başvurusunda bulundun.

Kendi anlatımına göre emekli olduktan kısa süre sonra evinde arama yapıldı; telefonlarına ve bilgisayarına el konuldu.

Peki sonrasında ne oldu?

Dijital cihazlarda ne bulundu?

Sosyal medya hesabıyla bir bağlantı tespit edildi mi?

Hesap senin değilse neden bunu bütün delilleriyle açıklamadın?

Hesap seninse neden yıllarca takma isimlerin arkasına saklandın?

Daha önemlisi, yıllarca aralıksız biçimde konuşan bir kişi neden birdenbire sustu?

Belediyedeki yanlışlar sona mı erdi?

Rüşvet iddiaları ortadan mı kalktı?

İmar sorunları çözüldü mü?

Dosyalardaki herkes cezalandırıldı mı?

Yoksa değişen başka bir şey mi vardı?

Maddi durumun mu değişti?

Birileriyle uzlaştın mı?

Bir anlaşma mı yapıldı?

Bir taşınmaz, ödeme veya başka bir menfaat mi devreye girdi?

Bunların hiçbirini ben olmuş gibi söylemiyorum.

Ancak yıllarca herkesi sorgulayan bir insanın, kendisine yöneltilen sorulara da cevap vermesi gerekir.

600 BİN AVRO İDDİASI VARSA AÇIKLA

Kamuoyuna yansıyan en ağır iddialardan biri, eski belediye yönetimiyle bağlantılı olarak gündeme getirilen 600 bin avroluk bir para ilişkisi iddiasıdır.

Bu iddia doğru mudur?

Böyle bir para alındı mı?

Alındıysa kimden, ne zaman, hangi amaçla ve hangi yöntemle alındı?

Banka üzerinden mi ödendi?

Elden mi verildi?

Borç muydu?

Ticari bir ilişki miydi?

Tazminat mıydı?

Yoksa iddia bütünüyle gerçek dışı mı?

Aynı şekilde bir inşaat projesinden dubleks daire alındığı yönünde ileri sürülen iddia da açıklığa kavuşturulmalıdır.

Böyle bir daire var mı?

Varsa hangi tarihte ve hangi bedelle edinildi?

Tapu kaydı kimin adına?

Gerçek piyasa bedeli ödendi mi?

Bu taşınmazın daha önce yapılan şikâyetlerle veya hakkında suçlama yöneltilen kişilerle herhangi bir bağlantısı bulunuyor mu?

Bunların cevabı belgeyle verilir.

Tapuyla verilir.

Banka dekontuyla verilir.

Sözleşmeyle verilir.

“Bana iftira atıyorlar” demek tek başına yeterli değildir.

Sen yıllarca başkalarından belge istedin.

Şimdi belge gösterme sırası sende.

ŞİKÂYETLERİN PARA GELİNCE Mİ BİTTİ?

Kamuoyunun en sert sorusu şudur:

Bir kişi yıllarca belirli insanlar ve projeler hakkında şikâyette bulunuyor; ardından ekonomik bir menfaat elde ettiği iddiası ortaya çıkıyor ve aynı kişi sessizliğe bürünüyorsa, bu sessizliğin açıklanması gerekmez mi?

Şikâyet ettiğin kişiler birdenbire masum mu oldu?

Yıllarca hukuksuz olduğunu söylediğin işler bir anda hukuka uygun hâle mi geldi?

Yoksa konuşmanın da susmanın da bir bedeli mi vardı?

İnsanların aklına gelen soru budur:

Şikâyetler kamu yararı için mi yapıldı, yoksa sonunda para veya taşınmaz elde etmek için bir baskı aracına mı dönüştürüldü?

Bu soru serttir.

Fakat senin yıllarca insanlara yönelttiğin sorulardan daha sert değildir.

BEN SANA SUÇLUSUN DEMİYORUM, CEVAP VER DİYORUM

Burada amaç seni mahkeme kararı olmadan suçlu ilan etmek değil.

Zaten yıllarca eleştirilen mesele de tam olarak budur: İnsanların yargı kararı olmadan sosyal medya üzerinden suçlu ilan edilmesi.

Ben sana “Parayı aldın” demiyorum.

“Daireyi menfaat karşılığında aldın” demiyorum.

“Dosyalarla şantaj yaptın” demiyorum.

Ancak bu iddialar kamuoyunun önüne gelmişse, senin açık ve belgeli bir cevap vermen gerektiğini söylüyorum.

Çünkü sen sıradan bir vatandaş gibi davranmadın.

Yıllarca kendini kamunun vicdanı, belediyenin denetçisi ve hukuksuzlukların takipçisi olarak sundun.

O hâlde sıradan bir suskunluğun arkasına saklanamazsın.

Kamu adına hesap sorduğunu iddia eden kişi, kendisi hakkında ortaya çıkan hesap sorularından kaçamaz.

SÜLEYMAN, HER ŞEYİ PARA İÇİN Mİ YAPTIN?

Şimdi sana doğrudan soruyorum:

Yıllarca verdiğin dilekçeleri gerçekten Alanya için mi verdin?

İnsanları gerçekten kamu yararı için mi şikâyet ettin?

Sosyal medyada yaptığın veya seninle ilişkilendirilen paylaşımlar gerçekten adalet arayışının parçası mıydı?

Yoksa elindeki bilgilerle güç kazanmak mı istedin?

Korku oluşturmak mı istedin?

Siyasi çevrelere yaklaşmak mı istedin?

Birilerinin rakiplerini yıpratmak için mi çalıştın?

Sonunda para, taşınmaz veya başka bir menfaat elde etmek mi istedin?

Ve en ağır soru:

Her şeyi para için mi yaptın, Süleyman?

Cevabın “Hayır” ise çık ve anlat.

Hangi dosyanın nereye ulaştığını açıkla.

Hangi iddianın doğrulandığını, hangisinin sonuçsuz kaldığını söyle.

Mal varlığını, tartışılan para hareketlerini ve taşınmaz edinimlerini belgeleriyle ortaya koy.

Sosyal medya hesabının sana ait olup olmadığını kesin biçimde cevapla.

Ait değilse gerçek sahibinin bulunması için yaptığın başvuruları açıkla.

Aitse neden takma isimlerle insanları hedef aldığını anlat.

Yıllarca Alanya’ya hesap sordun.

Şimdi Alanya senden hesap sormuyor; açıklama bekliyor.

Çünkü kamusal mücadele gizli pazarlıklarla yürütülmez.

Adalet tehditle aranmaz.

Hukuk, insanların çocukları ve aileleri üzerinden kurulmaz.

Ve hakikat, para karşılığında susmaz.

Söz sırası sende Süleyman Hilmi Erdoğan.

Bütün bunları gerçekten Alanya için mi yaptın, yoksa her şey para için miydi?

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle. Sevgiyle kalın MAP'la kalın..

Not: Yazıda yer verilen para, taşınmaz, anonim hesap ve menfaat ilişkisine dair hususlar kamuoyuna yansıyan iddia ve sorulardır. Kesin hüküm niteliği taşımamaktadır; ilgili kişinin cevap ve düzeltme hakkı saklıdır.