Güneş Isıtır, Trafik Pişirir: Ah Benim Güzel Alanya’m!
Mehmet Ali Parmaksız | Güncel Alanya Haber
Sabah kalkıp balkona çıktığınızda Akdeniz’in o meşhur nemli havası yüzünüze tatlı bir tokat gibi çarpıyorsa, biliniz ki hâlâ dünyadaki cennetin tam kalbinde, Alanya’dasınız. Kalemimi elime her aldığımda içimden önce "Gözünü seveyim şu memleketin" demek geçer. Ancak sevgimiz ne kadar büyükse, derdimiz de bir o kadar katmerli. Şehir büyüyor, güzelleşiyor demeyi çok isterdim ama son dönemde Alanya büyürken sanki kendi elbisesine sığamaz hâle geldi.
Şöyle bir çevrenize bakın; bugün Alanya’da yaşayan kime dokunsanız bir dokunup bin ah işitiyorsunuz. Peki nedir bizi bu cennet köşesinde çileden çıkaran güncel dertler?
İlk sırada elbette trafik ve ulaşım çilesi var. Demirtaş’tan çıkıp Mola Kavşağına ulaşmak, bazı günler Alanya’dan Antalya’ya gitmekten daha uzun sürüyormuş gibi hissettiriyor! Çevre yolundaki kırmızı ışıklar adeta birer "sabır testi" durağına dönüştü. Özellikle Devlet Hastanesi kavşağından başlayan 25 Metrelik Yol’da otogara gitmeye çalışmak, adeta Sırat Köprüsü’nden geçmekten beter! Şehir merkezinde park yeri bulmak ise başlı başına bir define avı. Araç içi klimanız istediği kadar soğutsun, o trafikte kalbinizin harareti bir türlü düşmüyor.
İkinci büyük yaramız: Konut, kira ve hayat pahalılığı. Bir dönem yabancı nüfusun ve turizmin etkisiyle fırlayan kira fiyatları, bugün yerli halkı ve şehre hizmet getirecek kamu görevlilerini adeta Alanya’dan kaçırır hâle geldi. Turistlerin ortalama kalış sürelerinin kısaldığı, esnafın siftah yapmakta zorlandığı bir dönemden geçiyoruz. "Pahalı şehir" etiketi Alanya’nın üzerine yapışınca, ne turist tam anlamıyla mutlu ayrılabiliyor ne de yerli esnaf hakkını alabiliyor.
Bir de unutmadan ekleyelim: Bitmeyen altyapı ve yaz ortası kazıları! Turizm sezonunun tam ortasında patlayan borular, açılan çukurlar ve kapatılması unutulan asfalt yamaları... Misafire "Evime hoş geldin" deyip salonda tadilat yapmaya benziyor bu durum.
Peki Ne Yapmalı? Ağlanıp Sızlanmak Yetmez!
Memleket bizim, dert bizimse çözüm de bizde olmak zorunda. Masa başında değil, sahada ve ortak akılla atılması gereken somut adımlar var:
Radikal Ulaşım Hamlesi ve Raylı Sistem: Artık yollara yama yapmaktan, kavşaklardaki saniyelerle oynamaktan vazgeçmeliyiz. Gazipaşa’dan Alanya merkeze, hatta Manavgat hattına uzanacak hafif raylı sistem projesi masaya yatırılmalı. Toplu taşıma özendirilmeli ve şehir merkezindeki otopark kapasiteleri acilen katlı ve akıllı otopark sistemleriyle artırılmalı.
Turizmde Sadece Deniz-Kum-Güneş Değil, Çeşitlilik: Turistin otelde kalıp 3 gün sonra dönmesini engellemenin yolu, şehri yürünebilir ve cazip kılmaktır. Yayla turizmi, kültür rotaları, spor turizmi ve gastronomi etkinlikleri daha profesyonel işlenmeli. Esnafı koruyan ama fahiş fiyat denetimini de elden bırakmayan bir denge şart.
Sürdürülebilir Kent Planlaması: "Ben yaptım oldu" belediyeciliği yerine; esnafın, sivil toplum kuruluşlarının, gazetecilerin ve vatandaşın fikirlerinin alındığı geniş katılımlı "Alanya Kent Konseyi"mekanizmaları aktif işletilmeli. Altyapı çalışmaları sezon başlamadan bitirilmeli, turizm takvimine kesinlikle saygı gösterilmeli.
Kira ve Konut Dengesi: Yerel yönetimler ve kamu idaresi el ele vererek, çalışan nüfus ve kamu personeli için erişilebilir konut projelerini ya da lojman modellerini gündeme almalı. Bu şehre atanan öğretmen, polis, sağlık çalışanı "Kira ödeyemiyorum" diye kaçmamalı.
Alanya, tarihiyle, doğasıyla, insanıyla akla gelebilecek en kıymetli hazinelerden biri. Bu hazineyi günlük hesaplara, programsız büyümeye ve "hallolur"cu anlayışa kurban etmeyelim. Biraz ortak akıl, biraz cesaret ve bolca memleket sevdasıyla çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yok.
Kalın sağlıcakla, trafiği açık, kirası makul, huzuru bol bir Alanya dileğiyle...
Sevgiyle ve MAP’la kalın.