Bu nasıl bir adalet ikilemi?

BU NASIL BİR ADALET İKİLEMİ?

Bir hukuk devletinde suçun ve cezanın ölçüsü, kişinin adı, sıfatı veya siyasi gücü olamaz. Aynı fiile farklı kişiler için farklı teraziler kuruluyorsa orada yalnızca bir vatandaşın değil, adalet duygusunun da özgürlüğü elinden alınmış demektir.

Ben, tarafı olduğum bir soruşturma dosyasında bana tebliğ edilen takipsizlik kararını kamuoyuyla paylaştım.

Kimsenin gizli arşivine girmedim. Bir belge çalmadım. Başkasına ait bir evrakı yasa dışı yollardan ele geçirmedim. Doğrudan tarafı olduğum ve bana tebliğ edilen kararı yayımladım.

Üstelik belgede bulunan ikametgâh adresinin üzerini özellikle çizdim. Amacım adresi açıklamak değil, tam tersine gizlemekti.

Fakat benim dosyamda ne yapıldı?

Adeta bir mercek alındı; karaladığım satırların altındaki okunabilen ve okunamayan harfler tek tek arandı, yan yana getirildi ve buradan bir adrese ulaşılabildiği ileri sürüldü.

Sonuç: İki yıl hapis cezası!

Aylarca özgürlüğümden mahrum bırakıldım. Alanya L Tipi Açık Ceza İnfaz Kurumunda ailemden, mesleğimden ve hayatımdan uzak kaldım.

Şimdi ise önümde başka bir paylaşım duruyor.

Yeni Parti Grup Başkanvekili Sayın Gökhan Günaydın, İbrahim Melih Gökçek tarafından partisinin hesabına gönderilen 1,03 TL’nin iade edildiğini açıklarken banka dekontunu da sosyal medya hesabından yayımladı.

Dekontta İbrahim Melih Gökçek’e ait olduğu anlaşılan ikametgâh adresinin üzeri karartılmaya çalışılmış. Ancak paylaşılan görüntüde adresin bazı bölümlerinin hâlâ okunabildiği görülüyor.

Şimdi soruyorum:

Benim karaladığım adres, mercek altına alınarak harf harf çözüldüğü için suç sayıldıysa bu paylaşım hangi hukuk kuralına göre değerlendirilecek?

Benim karartma iradem yeterli görülmediyse Sayın Günaydın’ın karartma iradesi neden yeterli görülsün?

Ben iki yıl hapis cezası aldıysam aynı ölçü burada da uygulanacak mı?

Sayın Günaydın da benim yanıma, Alanya L Tipi Açık Ceza İnfaz Kurumuna mı gönderilecek?

Yanlış anlaşılmasın. Ben Gökhan Günaydın’ın cezaevine gönderilmesini istemiyorum. Bir insanın benzer bir paylaşım nedeniyle özgürlüğünden mahrum bırakılmasının ne kadar ağır olduğunu bizzat yaşadım.

Benim istediğim intikam değil, adalettir.

Ya bu tür paylaşımlarda karartma iradesi, kast, belgenin niteliği, kamu yararı, bilginin daha önce alenileşip alenileşmediği ve ortaya çıkan somut zarar birlikte değerlendirilir ya da benim dosyamda uygulanan ölçü herkese uygulanır.

Hukuk, bir vatandaşa mercekle; güçlü ve tanınmış kişilere çıplak gözle bakamaz.

Üstelik Anayasa Mahkemesinin önümüzde çok önemli bir kararı bulunmaktadır. Yüksek Mahkeme, Murat Ayaşoğlu başvurusunda sosyal medya paylaşımı nedeniyle verilen hapis cezasını incelemiş; içeriğin daha önce alenileşip alenileşmediği, nasıl elde edildiği ve paylaşımın bağlamı yeterince araştırılmadan mahkûmiyet kurulmasını ifade ve basın özgürlüklerinin ihlali saymıştır.

Bu karar bize açıkça şunu göstermektedir: “Kişisel veri” denilerek otomatik biçimde hapis cezası verilemez. Mahkeme; kastı, bağlamı, kamusal yararı, verinin erişilebilirliğini ve ifade özgürlüğü üzerindeki caydırıcı etkiyi somut biçimde değerlendirmek zorundadır.

Benim dosyamda da cevaplanması gereken sorular tam olarak bunlardır.

Adres bilgisini gizleme iradem neden dikkate alınmadı?

Tarafı olduğum ve bana tebliğ edilen bir kararı paylaşmam neden değerlendirilmedi?

Ortada adresi yaymaya yönelik bir kast bulunup bulunmadığı neden yeterince tartışılmadı?

Daha hafif ve ölçülü bir yaptırım mümkünken neden doğrudan özgürlüğümü elimden alan iki yıllık bir cezaya hükmedildi?

Bu nedenle olağan kanun yollarının tamamlanmasının ardından, yasal süresi içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunacağım.

İfade ve basın özgürlüğümün, suçta ve cezada kanunilik ilkesinin, gerekçeli karar hakkımın ve ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğini ileri süreceğim. Aylarca özgürlüğümden mahrum bırakılmamın doğurduğu sonuçların giderilmesini isteyeceğim.

Anayasa Mahkemesinden ayrıcalık talep etmiyorum.

Ben yalnızca aynı hukukun, aynı ölçünün ve aynı terazinin herkese uygulanmasını istiyorum.

Çünkü adalet, karalanmış bir satırın altında harf ararken kişinin kimliğine bakmaz. Bakıyorsa onun adı artık adalet değildir.

Bir paylaşım bana iki yıl hapis getiriyorsa benzer bir paylaşım karşısında susulamaz.

Ya herkes için hukuk…

Ya da hiç kimse için adalet!

Yeni yazılarda buluşmak dileğiyle sevgiyle kalın MAP'la kalın..